23 Nisan 2018 Pazartesi
 

REZA ZARRAB BUGÜNE KADAR İFADESİNDE NELER ANLATTI?

ABD'de görülen İran'a yönelik yaptırımların yasa dışı yollarla delinmesi davasında İran, Türkiye ve Makedonya vatandaşı iş adamı Reza Zarrab tanık olarak kürsüye çıktı.

Birinci gün

Reza Zarrab ilk gün ifadesine 2016 yılında Florida eyaletinde gözaltına alınması sürecinde yaşananları aktararak başladı.

Duruşmayı takip eden Amerikalı gazeteciler, Zarrab'ın anlattıklarını Twitter üzerinden aktardı.

Duruşmayı takip eden gazetecilerden Pete Brush, Zarrab'ın, "Neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyordum. Uzun bir yolculuk sonrası şoktaydım. Doğru cevapları veremedim. Korkuyordum" dediğini aktardı.

Brush, Zarrab'ın "İşbirliği sorumluluğu kabul etmenin ve cezaevinden çıkmanın en hızlı yoluydu" dediğini de aktardı.

Zarrab daha sonra savcılıkla yaptığı işbirliği anlaşmanın üç koşula bağlı olduğunu söyledi:

Tamamen gerçekleri anlatmak

Savcılıkla işbirliği yapmak

Bundan sonra hiçbir suç işlememek.

Bir otelde tutulduğu iddialarını da reddeden Zarrab, savcının "Hâlâ tutuklu durumda mısınız?" sorusuna "Evet" yanıtını verdi.

Zarrab ayrıca tutukluyken bir hapishane memuruna rüşvet vermek suçunu da kabul ederek, "Bir memura bana alkol getirmesi ve cep telefonunu kullanmama izin vermesi için rüşvet verdim" dedi.

Mehmet Hakan Atilla'nın rolü

Zarrab, davanın tutuklu sanığı eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla hakkında ise "Yaptırım kuralları hakkında bankadaki en bilgili kişi. Oluşturduğumuz yapının Amerikan yaptırımlarıyla uyumlu gözükmesi için katkıda bulundu" diye konuştu.

Zarrab, İran yaptırımlarının etrafından dolaşma yapısının neden oluşturulduğunu ise şu sözlerle anlattı:

"İranlılar doğalgaz ve petrol satışından elde ettikleri gelirleri kullanamıyordu."

Zarrab daha sonra Aktifbank'ta hesap açılması sürecini anlatmaya başladı ve ilk denemesinin başarısız olduğunu ifade etti.

Aktifbank bağlantısı ve İran Merkez Bankası

Gazeteci Adam Klasfeld, "Savcı bunun nedenini sordu. Zarrab da 'İlk denememde Aktifbank bana İran'la çalışan müşterilerin hesap açmadan önce özel bir izin alması gerektiğini söyledi' dedi" ifadelerini aktardı.

Reuters haber ajansı ise Reza Zarrab'ın "Eski AB Bakanı Egemen Bağış Aktifbank'ta hesap açılması için yardım etti" dediğini bildirdi.

Reza Zarrab ifadesinde 2010 ve 2011 yıllarında İran Merkez Bankası Başkanı Mahmud Bahmani ile görüşmeler yaptığını, İran Merkez Bankası'na finansal hizmetler vermek konusunda anlaştığını da anlattı.

Zarrab ilerleyen süreçte Aktifbank'ın doğrudan İranlı yetkililerle çalışmaya başladığını ve kendisinin devre dışı bırakıldığını söyledi.

Reza Zarrab

Image caption

Savcılık makamının iddianameye koyduğu İran'a para transferi yöntemi.

Halkbank süreci

Duruşmada daha sonra Reza Zarrab'ın Halkbank ile olan ilişkileri ele alındı. Zarrab, Halkbank ile temasın 2012'de kurulduğunu söylese de, ilişkilerin daha eskiye dayandığını ifade etti.

Zarrab savcılık makamına Ahmet Alacacı adlı bir kuyumcunun kendisine altın ihracatı yöntemi ve Halkbank'ta açılan hesapla transferlerin gerçekleştirilebileceğini söylediğini aktardı.

Eşi şarkıcı Ebru Gündeş'in ünlü bir isim olması nedeniyle başlangıçta eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın kendisiyle çalışmak istemediğini söyledi.

Zarrab, daha sonra konuyu dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'a taşıdığını, Halkbank ile bağlantının kurulması için Çağlayan'a 45-50 milyon euro, 7 milyon dolar ve yaklaşık 2,5 milyon Türk Lirası rüşvet verdiğini söyledi.

@PeteBrush tarafından yapılan 2 numaralı Twitter paylaşımını geçin

Reza Zarrab says, as he tried to get Halkbank job, he began to pay bribes to Turkey's then-economic minister Mehmet Zafer Caglayan. "I'm thinking that I paid in the amount of 45 to 50 million euros" to Caglayan, Zarrab tells the jury. That didn't include other currencies, he said

? Pete Brush (@PeteBrush) 29 Kasım 2017

@PeteBrush tarafından yapılan 2 numaralı Twitter paylaşımının sonu

Çağlayan'ın ailesine de ödeme yaptığını kaydeden Zarrab, eski bakanın İran'a para transferi karşılığında elde edilecek kârı yüzde 50-50 paylaşmak istediğini de belirtti.

Şemayla anlattı

Reza Zarrab duruşmada öğle yemeği sonrası bir mukavvanın üzerine altın ticaretinin nasıl işlediğini gösteren bir şema çizdi.

Zarrab, "Ticaret önce İran'ın Türkiye'ye ham petrol ve gaz satmasıyla başlıyor. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) petrolün satışını Tüpraş'a, gazınkini Botaş'a yapardı. Onlar da NIOC'ye borçlu olurdu. Tüpraş, Botaş, NIOC'nin Halkbank'ta hesapları var" dedi.

Halkbank'a gelen paranın bu bankadan çıkışının euro ve Türk Lirası olarak DenizBank'a gelişiyle yapıldığını belirten Zarrab, daha sonra şirketi Royal Group'tan aldığı altının Dubai'deki şirketine gittiğini kaydetti.

Zarrab, bir Halkbank yetkilisinin kendisine İran'ın altın ticaretinde son durak olarak gösterilmesi gerektiğini söylediğini açıkladı. Dubai'de yapılan işlemler aracılığıyla İran'ın dış borçlarının ödenmesinin amaçlandığı vurguladı.

Hakim Berman'ın, paranın kullanıma açılması için kaç işlem yapılması gerektiği sorusuna Zarrab, "En az 10 işlem" yanıtını verdi. Zarrab, bütün bu sistemin Halkbank'ta sıkışmış İran parasını kullanıma açmak, böylece İran'ın dış borçlarını ödemek amacıyla tasarlandığını anlattı.

"Tutuklu değişimi girişimi başarısız olunca, iş birliği yapmaya karar verdim"

Zarrab, Amerikalı avukatlarının ABD ile Türkiye arasında tutuklu değişimi girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, savcılıkla iş birliği yapmaya karar verdiğini söyledi.

Zarrab mahkemeye, Türkiye ile ABD arasında "yasal sınırlar içinde" tutuklu değişimi anlaşması yapılmasını denemek üzere avukat tuttuğunu, ancak avukatların başarısız olduklarını söyledi. Zarrab avukatların ismini vermedi.

Duruşmayı takip eden Daily Beast muhabiri Katie Zavadski ise, tutuklu değişimi anlaşması üzerine çalışan avukatların Rudy Giuliani ve Michael Mukasey olduğunu yazdı.

ABD'li basın kuruluşu NBC, Zarrab ile ilgili geçmiş tarihli bir haberinde Rudy Giuliani ile Michael Mukasey'in Türkiye'ye giderek davayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de görüşmüş olduğunu yazmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump ile uzun süredir dost olan Rudolph Giuliani, aynı zamanda eski New York Belediye Başkanı. Michael Mukasey ise George W. Bush'un başkanlığının son döneminde ABD Adalet Bakanı'ydı.

Başa dön

İkinci gün

Reza Zarrab ikinci gün duruşmaya mahkum kıyafetiyle değil, kravatsız bir takım elbiseyle getirildi.

İfadesine kaldığı yerden devam etmeye hazırlanan Zarrab'a savcının ilk sorusu "Hâlâ FBI'ın tutuklusu musunuz?" oldu.

Zarrab soruya 'Evet' diyerek yanıt verdi ve gözaltı merkezinden FBI'ın tutuklu merkezine naklinin gerekçesini ise 'Tehdit edildiğim için' diyerek açıkladı.

Zarrab neyle ya da kim tarafından tehdit edildiğini ise söylemedi.

İranlı yetkililerle görüşmeler

Zarrab daha sonra İran Ulusal Petrol Şirketi NIOC yetkilileri ile dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan arasındaki görüşmelerden bahsetmeye başladı.

Toplantılara kendisinin de katıldığını ifade eden Zarrab, o dönem Halkbank'ın Genel Müdürü olan Süleyman Aslan ile sanık Mehmet Hakan Atilla'nın da toplantılarda olduğunu ifade etti.

Zarrab, sadece Türkiye'nin İran'dan aldığı doğalgaz ve petrolün değil, Hindistan'ın aldığı petrol ve gaz ödemelerinin de Halkbank üzerinden geçirildiğini anlattı.

Duruşmayı takip eden gazeteci Adam Klasfeld, Zarrab'ın aktardıklarını yazdı:

"Zarrab: Süleyman Aslan, İran'ın ulusalararası ödemelerine aracılık yapamayacaklarını, ancak mevcut sistemle transferlere devam edebileceklerini söyledi... Mevcut sistem derken beni işaret ediyordu."

Zarrab daha sonra Hindistan'dan Halkbank'a para transferi için kullandığı yöntemleri anlatmaya başladı.

Arap Türk Bankası bağlantısı

Savcılık Zarrab'a Özgür Eker adlı bir kişiyle yaptığı telefon görüşmelerinin dökümünü sordu.

Zarrab ise o görüşmenin gerekçesini anlatırken, İran'ın parasının Hindistan'dan Halkbank'taki hesaba, Halkbank'tan da Arap Türk Bankası'na aktarıldığını söyledi.

Zarrab araya Arap Türk Bankası'nın sokulmasının gerekçesini ise "Paranın çıkış noktasını saklamak" diyerek izah etti.

Zarrab ayrıca bu para transferlerinin TL cinsinden yapıldığını da söyledi ve bunun gerekçesinin de transferlerin ABD ya da Avrupa'daki denetim mekanizmalarına takılmasını önlemek olduğunu ifade etti.

Paranın Türk lirası cinsinden transfer edilmesinin önemi içinse şunları söyledi:

"Eğer dolar olsaydı, para Arap Turk Bankası'na gitmeden önce ABD'ye gitmesi gerekirdi. Eğer euro olsaydı, Avrupa'ya gitmesi gerekirdi. Türk lirası olduğu için, Türkiye'de kalabildi. Böylece uluslararası mekanizmalar tarafından tespit edilemez, dikkat çekmezdi"

Süleyman AslanTelif hakkıHURRİYET

'Süleyman Aslan da para istiyordu'

Zarrab'ın ifadesine göre bunun üzerine Süleyman Aslan Zarrab'a, aldığı büyük riskten rahatsız olduğunu söyledi.

"Bir şekilde geleceğini garanti altına almak istiyordu. (...) Zafer Çağlayan gibi o da para istiyordu" diyen Zarrab, bahsettiği kişinin de Süleyman Aslan olduğunu doğruladı.

Zarrab, "Süleyman Aslan 'bütün riskleri ben alıyorum' diyerek şikayet etti ve ödeme istedi. Kendi geleceğini güvence altına almak istiyordu" ifadelerini kullandı.

Aslan'a ödeme yapmak için dönemin ekonomi bakanı Zafer Çağlayan'dan izin istediğini ifade eden Zarrab, sözlerine şöyle devam etti:

"Zafer Çağlayan şirketimin hesaplarını arada bizzat kontrol ederdi. Ondan habersiz hiçbir şey yapmazdım. Nihayetinde Zafer Çağlayan'dan hiçbir şey saklamadık, onun bilgisi olmadan hiçbir şey yapmayız. Çağlayan, Aslan ile yapılan işlemleri görmezden geleceğini söyledi."

Zarrab: Erdoğan ve Babacan İran ile altın ticaretinin başlatılması talimatı verdi

Zarrab Ziraat Bankası ve Vakıf Bank'ın da bu yöntemle ilgilendiğini söyledi.

Bunun üzerine Savcı "Dönemin başbakanı kimdi?" diye sordu.

"Recep Tayyip Erdoğan" yanıtını veren Zarrab, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dönemin hazineden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'la ilgili bazı bağlantılara değindi.

"Erdoğan ve Babacan iki Türk bankasına daha, Ziraat Bankası ve VakıfBank, benim ile ilgili işlemlerime yardımcı olması için de talimat verdiler."

Reza Zarrab

Zarrab, bu talimatın verildiğini Zafer Çağlayan'dan öğrendiğini kaydetti:

"Aradan çıkarılacağım konusunda endişeliydim. Süleyman Aslan ile çalıştığımı açıkladım.

"Süleyman Aslan'a rüşvet vermek Zafer Çağlayan'a rüşvet vermekten daha önemliydi. Çünkü her şeyi kontrol eden Aslandı."

'Paranın yüzde 50'si Çağlayan'a gidiyordu'

Zafer ÇağlayanTelif hakkıAFP

Mahkemede Zarrab'ın şirketinin iç muhasebe kayıtlarına bakıldı.

Zarrab ifadesinde ödemelerden birinin saat satın alınmasıyla ilgili olduğunu, çok sayıda saat satın alındığını söyledi. Muhasebe kayıtlarında, Süleyman Aslan'a 2 milyon euroluk ödeme yaptığı görüldü.

İş adamı, "İran'la ticaret üzerinden Zafer Çağlayan'a yüzde 50 ödüyordum ve bu kârın miktarının hesaplanması gerekiyordu" diye konuştu.

Zarrab, Mehmet Hakan Atilla'ya ise rüşvet vermediğini kaydetti.

Zaten Türk Ekonomi Bakanı'na rüşvet veriyordum. Halk Bankası'nda başka birine rüşvet vermeme gerek yoktu. Ayrıca Atilla da rüşvet istemedi."

Reza Zarrab

'Muammer Güler'in oğlundan yardım istedim'

Duruşma savcısı, ikinci oturuma Zarrab'ın Çin'deki şirketi üzerinden yaptığı işlemleri sorarak başladı.

Çin'deki şirketi üzerinden yaptığı transflerin İran'la bağlantısından endişe ettiklerini söyleyen Zarrab, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler'den yardım istediğini söyledi.

Güler'in bir dönem kendi şirketi için çalıştığını ifade etti.

Barış Güler ile Whatsapp üzerinden telefonlaştığını ve mesajlaştığını, aynı zamanda yüz yüze buluştuklarını da sözlerine ekledi.

'Çin İran bağlantısını fark ettiğinde işlemleri durdurdu'

Zarrab'ın ifadesi, Rüçhan Bayar ile yaptığı telefon görüşmesinin kayıtlarıyla devam etti

Bayar Zarrab'ın sağ kolu olarak da biliniyordu.

İş adamının ifadesine göre, Bayar Çin bankalarındaki bağlantılarının "Halkbank'ta yapılan ticareti Çin'de yapamayacaklarını" söylediğini, Zarrab'a iletti.

İran'la olan para transferlerinin benzerini Çin'de yapmayı başaramayacaklarını anladıklarında, (Eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan) gibi yönetici pozisyonundaki Çinli bir yetkiliye rüşvet vermenin tek yol olduğuna kanaat getirdiler.

Zarrab, "Çinlilerin para ticaretinin İran'la ilgili olduğunu anladığındaysa işlemleri durduğunu" belirtti.

'Altın ticareti sonlanınca yeni bir yöntem bulmamız gerekti'

Zarrab'ın ifadesine göre altın ticareti ABD'nin müdahalesiyle sonlandı.

Zarrab ve Süleyman Aslan "gıda ticareti" gibi yollarla transferleri sürdürmek gibi başka yolları tartışmaya başladı.

"Peki ondan sonra ne yapmaya karar verdiniz?" sorusuna Zarrab "Nisan 2013'ten itibaren yeni bir yöntem, yeni bir sistem bulmamız gerekecekti" cevabını verdi.

Gıda ticareti hayata geçmedi

Zarrab'ın şirketlerinde çalışan Abdullah Happani'yle telefon görüşmesi kaydı da delil olarak dosyaya konulmak istendi.

Kayıtlara göre Happani Zarrab'a gıda alım satım işlemlerinden bahsediyor:

"İstersen (Zarrab'a ait) şirket üzerinden hemen başlayalım şu işe"

Ancak Zarrab, bunu hayata geçirmediğini söyledi.

Reza Zarrab'ın anlattığı İran'la altın ticareti mekanizması nasıl işliyordu?

Zarrab: Atilla'ya gıdanın altın ticaretinden farklı olacağını anlatmaya çalıştım

Mehmet Hakan Atilla ile telefon görüşmesinin ses kaydı dinletildi.

Zarrab'ın kayıtlarda Atilla'ya "Gıda işi altından biraz farklı" dediği duyuluyor.

Zarrab kayda ilişkin şunları söyledi:

"Hakan Süleyman Bey'le olan görüşmemin sonucunda gıda ticaretinin başlayacağını biliyordu. Ancak burada (Hakan) Atilla'ya gıda ticaretinin çok daha farklı olacağını açıklamaya çalışıyorum. Çünkü altınla Türkiye'den dışarıya ihracat yapılabiliyor. Gıda işindeyse, Dubai'den transit yollarla İran'a gönderiliyor gibi görünecekti."

Ardından duruşmanın bugünkü oturumu sonlandı.

"Zarrab'ın ifadesi tahmin edilenden çok daha uzun sürebilir"

Cuma günü Zarrab'ın ifade vereceği 3. gün olacak. Oturum TSİ 17.30 ila 22.00 arasında yapılacak.

Çapraz sorgu da önümüzdeki günlerde yapılacak.

Duruşmayı izleyen gazeteci Adam Klasfeld, Zarrab'ın ifadesinin tahmin edilenden daha çok zaman alabileceğini söyledi.

Klasfeld tweetinde, "Cuma günü Zarrab'ın kürsüdeki ifadesinin sonlanacağı belirtiliyordu ama öyle olacağını sanmıyorum" ifadelerini kullandı.

Savcı da, Zarrab'ın yarınki oturum boyunca ve belki daha sonrasında da ifade vermeyi sürdüreceği beklentisini dile getirdi.

Üçüncü gün

New York'taki davanın üçüncü günü Yargıç Richard Berman'ın açıklamalarıyla başladı" birçok şeyi etkileyebilecek" bir ses kaydı olduğunu ve savcılığın bu ses kaydını sunmadan önce "davanın selameti" açısından bu ses kayıtlarının doğrulanmasını istediğini söyledi.

Kaydı "hafife almak" istemediğini belirten yargıç doğrulamanın birkaç yöntemi olabileceğini, Bunlardan birinin de Zarrab'ın şahsen doğrulaması olabileceğini belirtti.

Berman doğrulama konusunda "Bu meseleyi gündeme getirecek kadar kaygılıyım" dedi. Savcılıksa savunmanın kayıtların doğrulamanmasıyla ilgili itirazlarının reddedildiğini vurguladı.

Dubai üzerinden 'gıda ticareti'

Duruşma Zarrab'ın Dubai üzerinden İran'a yapılan gıda ticaretiyle ilgili ifadeleriyle devam etti. Zarrab Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ile gıda ticareti "tezgahını" mümkün kılmak için nasıl yeterli gümrük belgesi alabileceğini konuştuğunu söyledi.

Mahkemede ayrıca bu ticaretle ilgili olarak Hakan Atilla ve Zarrab arasındaki bir telefon görüşmesinin ses kaydı sunuldu.

Davayı izleyen gazetecilerden Katie Zavadski'nin bildirdiğine göre Zarrab altın ve gıda ticareti sistemlerinin yan yana işlediğini, altın ticareti durduğunda gıdaya yöneldiklerini söyledi. Zarrab ayrıca Atilla'yla birlikte bir yasal boşluk bulduklarını ve daha sonra altın ticaretine de devam ettiklerini söyledi.

'Atilla konşimentoları nasıl gerçek gibi göstereceğimi söyledi'

Zarrab, İran petrol paralarını aklamak için Dubai'deki sistemin nasıl işlediğini anlatırken 15-16 yaşlarında babası ile çay sektöründe çalışırken konşimento hazırlamayı öğrendiğini belirtti.

Mehmet Hakan Atilla'nın gerçekleşmeyen ticaret ile ilgili belgeleri nasıl hazırlayacakları konusunda yönlendirici olduğunu vurguladı. .

Zarrab konuşurken Atilla'nın savunma ekibinin en az bir kere itiraz ettiği ve itirazın reddedildiği belirtiliyor.

'Aslan'a rüşvet vermemek için photoshop ile imzasının taklit edilmesini istedim'

Zarrab, "Süleyman Aslan'ı her aradığımda borçlu hissediyordum" dedi.

Bu yüzden her seferinde Aslan'a rüşvet vermek zorunda kalmamak için sağ kolu Happani'ye photoshop ile Aslan'ın imzasını taklit etmek emri verdiğini ifade etti.

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın fotoğrafı da dava dosyasında

Zafer ÇağlayanTelif hakkıNY SAVCILIĞI

Zarrab: Gıdaya dönmemiz ABD ambargo kurallarındaki değişiklikten ötürü gerekliydi

Zarrab, altın ticaretinden gıdaya geçmelerinin sebebi olarak ABD ambargolarındaki değişikliği gösterdi.

Zarrab aynı zamanda sürekli İranlılarla temasta olduğunu da anlattı.

Muammer Güler'in fotoğrafı dava dosyasında

Muammer GülerTelif hakkıNY SAVCİLİGİ

Zarrab: Halkbank'ın alt düzey çalışanları 'durumu' bilmiyordu

Reza Zarrab, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'ya 50 miyon Euro tutarındaki bir uluslararası işlemi sorduğunu anlattı.

Bankanın bu işlem için bir belge istediğini söyleyen Zarrab bunun kendisini endişelendirdiğini çünkü ticaretin aslına dair istenen belgeyi elde etmenin imkansız olduğunu belirtti. Aslan'ın ise buna "Bu konuyu ben çözeceğim, sorun değil Rıza bey" diye karşılık verdiğini iddia etti.

Zarrab, bankanın daha alt düzey çalışanlarının "durumu" bilmediğini, yani aslında "gerçekten gıda ticareti" yapılmadığının farkında olmadıklarını, bu yüzden söz konusu belgeyi istediklerini vurguladı.

Bazı ses kayıtlarının çalınmasının ardından bugünkü duruşma sona erdi.

Davada bir jüri üyesinin görevine uyuduğu için son verildi

Duruşmanın sonunda, Yargıç Berman iki gündür yargılamanın büyük kısmında uyuyan bir jüri üyesinin görevine son verdi. Berman "Sadece uyuklamıyordu, bildiğin uyuyor gibiydi" dedi. Yerine yedek altı jüri üyesinden birinin getirileceği belirtildi.

Dördüncü gün

Reza Zarrab tanık ifadesinin dördüncü gününe de 'hayali gıda ihracatı' sisteminin nasıl işlediğini anlatarak başladı.

İşlemler sırasında iki belgede hata yapıldığını söyleyen Zarrab, tutuklu sanık Mehmet Hakan Atilla'nın devreye girerek bu hataları düzelttini ve kendisine belkelerin gerçeğe uygun hale gelmesine yardımcı olduğunu ifade etti.

Duruşmada belgelerdeki tutarsızlıklara dair Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla arasında geçtiği belirtilen bir telefon görüşmesi de dinletildi.

'Cumhurbaşkanı danışmanı: Bu sadece Zarrab değil, ülke meselesi'

Reza Zarrab'ın dördüncü gün ifadesi sürerken, eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın avukatları, ABD hükümetinin, Zarrab'ın ABD'deki cezaevinden Azerice olarak yaptığı telefon konuşmalarının kayıtlarını zamanında mahkemeye ve kendilerine ulaştırmadığını iddia etti.

Söz konusu telefon konuşmalarının avukatlara iletilen özetleri, duruşmayı takip eden The Daily Beast muhabiri Katie Zavadski tarafından paylaşıldı.

Zarrab ile bir erkek arasında geçtiği iddia edilen konuşmanın özeti şöyle:

"Erkek konuşmacı, İbrahim konuşmaları dinlerken, Sheyda adlı kadın avukatla görüştüğünü söyledi. Erkek, Sheyda'nın Mevlüt ve Bekir'le görüştüğünü, Beyefendi (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) ile de görüşeceğini ve gerekirse (dönemin ABD Başkanı) Obama'yı aramasını isteyeceğini söyledi.

(Cumhurbaşkanı) danışmanı bunun sadece Reza'nın sorunu olmadığını, ülke meselesi olduğunu söyledi. Yarın Sheyda, Bekir ile konuşup Beyefendi'ye de haber verecek.

Erkek, Zarrab'a İbrahim'in sürece dahil olacağını, Mevlüt, Bekir ve Beyefendi'nin başkanı arayacağını söyledi."

Bir diğer telefon konuşmasında ise Zarrab'ın hapishaneden çıkmak için yalan söylemek zorunda olduğunu ifade ettiği belirtildi.

Mahkemeye sunulan belgelerden, telefon konuşmalarının geçen yıl Ekim ve Kasım aylarında yapıldığı görülüyor.

Atilla'nın avukatları hükümetin kendilerine ilettiği telefon konuşması kayıtlarının Azerice özet olduğunu ve konuşmanın içeriğinin anlaşılmasının çok güç olduğunu bildirdi.

Zarrab: Türkiye'de serbest kalmak için kısmen rüşvet verdim

Duruşmada Reza Zarrab'a Türkiye'de tutuklanıp tutuklanmadığı da soruldu. Zarrab ve savcı arasında geçen diyalog şu şekilde aktarıldı:

Savcı: Türkiye'de hiç tutuklandınız mı?

Zarrab: Evet, gözaltına alınıp cezaevine gönderildim... Sonra salıverildim. Avukatlarım geldi, görüşme yaptık ve serbest bırakıldım.

Savcı: Serbest kalmak için bir ödeme yaptınız mı?

Zarrab: Evet, yaptım.

Savcı: Bunlar rüşvet miydi?

Zarrab: Kısmen.

Zarrab 17-25 2013'teki yolsuzluk ve rüşvet operasyonları kapsamında 17 Aralık'ta tutuklanmış, 28 Şubat 2014'te serbest bırakılmıştı.

Zarrab, serbest kaldıktan sonra yeniden Halkbank'la iletişime geçtiği de söyledi.

Soru: Halkbank'ta kimle konuştun?

Zarrab: Halbank'ın o dönemki genel müdürü.

Bahsedilen dönemde Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan değil, Ali Fuat Taşkesenlioğlu'ydu.

'17 Aralık'tan sonra hiçbir Halkbank yetkilisine rüşvet vermedim'

Reza Zarrab'ın ifade verdiği duruşmanın öğleden sonraki oturumunda Zarrab, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanıp 28 Şubat 2014'te serbest bırakılmasının ardından yaşananları anlattı.

17 Aralık'tan sonra hiçbir Halkbank yetkilisine rüşvet vermediğini söyleyen Zarrab, "Türkiye'de serbest bırakıldıktan sonra gıda ticareti yapan şirketin sahibi olarak görünmem doğru değildi" dedi.

Zarrab, Halkbank Genel Müdürü olarak atanan Ali Fuat Taşkesenlioğlu'na rüşvet teklif etmediğini, Taşkesenlioğlu'nun da kendisinden böyle bir şey talep etmediğini anlattı. Zarrab, "Ticarete eski yöntemle devam ettim... Altın ve gıdayla" dedi.

İfadenin dördüncü günü tamamlanırken Yargıç Berman davada ilerleme kaydettiklerini söyledi.

Beşinci gün

Reza Zarrab, ifadesinin 5'inci gününde ilk kez çapraz sorguya alındı ve Halkbank'ın eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'nın savunma takımı tarafından sorgulandı.

Sorular, "Zarrab'ın ABD yetkilileri ile işbirliği süreci", "Hakan Atilla ile Zarrab arasındaki ilişki" ve "Zarrab'ın dağıttığını açıkladığı rüşvetler" üzerinde şekilledi.

Hakan Atilla'nın avukatı Cathy Fleming tarafından yapılan sorgulama sırasında, Reza Zarrab'ın, zor sorular karşısında nazik ve rahat bir tavırda olduğu aktarıldı.

'Hakan Atilla benden hiç rüşvet istemedi'

Reza Zarrab, Cathy Fleming'in sorusu üzerine tutuklu yargılanan Hakan Atilla ile aralarında "hiçbir zaman bir rüşvet ilişkisi olmadığını" söyledi.

Zarrab, Atilla ile birbirlerinden hoşlanmadıklarını, dahası Atilla'yı "tekere çomak soktuğu gerekçesiyle" Halkbank'ın o dönemki genel müdürü Süleyman Aslan'a şikayet ettiğini de ifade etti.

Fleming daha sonra Zarrab'ı FBI ile işbirliği yapma süreci üzerinden sorgulamaya başladı.

Soru: Rudy Giuliani ve eski adalet bakanı Michael Mukasey'i serbest bırakılmanızı sağlamaları için tuttunuz değil mi? İlk bir sene bunun işe yarayacağını düşündünüz?

Zarrab: Bunun olabileceğini düşündüm hanımefendi.

Soru: Ve gerçekte bunun gerçekleşmemesi nedeniyle Türkiye'deki insanlara kızgındınız değil mi?

Zarrab: Hiç kimseye karşı kızgın değilim hanımefendi.

'Hükümde hoşgörü karşılığı anlaşma yaptım'

Reza Zarrab, Zarrab Fleming'e işbirliği anlaşmasından önce ilki Ağustos 2016'da olmak üzere 12 kez, işbirliği sonrasında ise hemen hemen her gün savcılık yetkilileri ile buluştuğunu söyledi.

Reza Zarrab savcılık makamı ile "hükümde hoşgörü" karşılığı anlaşma yaptığını da açıkladı.

Zarrab, çapraz sorguda, 2012 - 2016 yılları arasındaki işlemlerden, yüzde 0,4 - 0,5 arasında komisyon karşılığında, 100 ila 150 milyon dolar kazandığını da açıkladı.

'Cezaevindeki gardiyana 45 bin dolar rüşvet verdim'

Duruşmanın öğle arasından sonra devam eden bölümünde Reza Zarrab, New York'taki cezaevinde bir gardiyana 45 bin dolar verdiğini söyledi.

Zarrab paranın "Türkiye'deki avukatı" tarafından gönderildiğini ve "alkol, cep telefonu ve bir soğuk algınlığı ilacı için olduğunu" açıkladı.

Reza Zarrab telefonu kızı ile görüntülü konuşmak ve avukatları ile iletişime geçmek için kullandığını da söyledi. Zarrab diğer mahkumlara da rüşvet vererek onların da dakikalarını kullandığını duruşmanın bu bölümünde ifade etti.

Hakan Atilla'nın avukatı Cathy Fleming, Reza Zarrab'ın cezaevinde sentetik esrar içerken yakalandığını söylemesi üzerine ise aralarında şöyle bir konuşma yaşandı:

Zarrab: Bunun suç olup olmadığını bilmiyorum. Cezaevinde yasak olabilir.

Soru: Yargılanmadığın bu suçların tamamı tutuklandıktan sonra gerçekleşti değil mi?

Zarrab: Evet.

Raza Zarrab'a savcılığın soruşturduğu kişilere "tuzak kurarak" onları tutuklanabilecekleri yerlere getirmeyi önerip önermediği de soruldu. Zarrab, "14 milyon dolar borçlu olduğu Rejai isimli bir kişiyi Almanya'ya çağırıp bu sayede onu tuzağa düşürülebileceğini" önerdiğini açıkladığını ifade etti.

bbc turkce

17.12.2017

DİĞER HABERLER